|
Piri Reis’in Denizcilik, Haritacılık ve Araştırma
Faaliyetleri
Piri
Reis, komutanı ve amcası Kemal Reis’in ölümünden son
derece etkilenmiş ve onun kaybından sonra, memleketi
Gelibolu’ya dönmüştür. Piri Reis’e çocukluğundan
itibaren 30 yıl süreyle, öğretmenlik ve komutanlık
yapmış olan Kemal Reis’in ölümü, Piri Reis’i yalnız
ve korumasız bırakmış, Piri Reis daha sonra
Gelibolu’ya çekilerek bir süre denizden uzak
kalmıştır. Gelibolu’da, bilimsel çalışmalara ağırlık
vermiş ve daha önce Akdeniz ve Ege’yi dolaşırken
toplamış olduğu bilgileri, kullanarak ünlü dünya
haritasını çizmeye başlamış ve 1513 yılında da
tamamlamıştır (Şekil.7).
|
|

ŞEKİL 7. Piri Reis'in
1513 Tarihli Dünya Haritası
|
|
Piri Reis, çizimi
yaklaşık iki yıl süren ünlü dünya haritasının
tamamlanmasını müteakip, yeniden denizlere açılmış
ve bu kez Bahriye adlı eseri için Batı Akdeniz’e
ilişkin bilgiler toplamaya başlamıştır. Bu arada,
1516 – 1517 yıllarında Kaptan-ı Derya Cafer Paşa’nın
emrinde gemi komutanı olarak Mısır Seferi’ne
katılmış, bir filo ile Kahire’ye geçmiş, orada Nil
Nehri’nin haritalarını çizmiştir (Şekil.8). |
|

ŞEKİL 8.
Piri Reis'in Nil
Nehri Haritası
|
|
Piri Reis, Akdeniz
seferleri esnasında Barbaros Hayrettin Paşa ile de
görüşmüş ve Barbaros’un beğenisini kazanmış, daha
sonra ise Yavuz Sultan Selim’in huzuruna
çıkarılmıştır. Bilime ve haritacılığa önem veren
Yavuz Sultan Selim’in Mısır’da Hint ve Çin
haritaları yaptırdığı bilinmektedir. Piri Reis 1513
tarihli ünlü Dünya Haritası’nı 1517 yılında Mısır’da
Yavuz Sultan Selim’e sununcaya kadar, Cafer Ağa
komutasında filo komutanlığı yapmıştır. Piri Reis,
bir taraftan da çalışmalarını sürdürdüğü “Bahriye”
adlı kitabının müsveddesini hazırlamıştır. |
|

ŞEKİL 9. Piri
Reis'in “Bahriye” Adlı Kitabı
|
|
Piri Reis, “Bahriye”
adlı kitabından sonraki çalışmalarını büyük coğrafi
keşifler üzerine yoğunlaştırarak, yeni keşfedilen
yerleri gösteren haritaların çizimi ve bu yerlere
ait sosyal ve ekonomik yaşamı anlatan coğrafya
kitabının hazırlıklarına başlamıştır. Bu arada Piri
Reis 1521 yılında Gelibolu’da yazdığı müsvedde
“Bahriye” adlı kitabını henüz temize çekememiştir.
Zira, o devirde Osmanlı İmparatorluğu’nda kitaplar
elle yazılarak çoğaltılmakta ve bir koruyucusu
olmadan tanıtılmamaktadır. Sadrazam İbrahim Paşa’nın
1524 yılında Mısır’a giderken, bilgili ve tecrübeli
bir denizci olan Piri Reis’i kılavuz olarak almış ve
yolda eserini görüp beğenmiştir. Sadrazam Piri’ye,
“Bahriye”yi temize çekerek padişaha sunulmak üzere
kendisine getirmesini istemiştir. Piri Reis 1526
yılında, Bahriye adlı eserini temize çektikten sonra
İbrahim Paşa tarafından Kanuni Sultan Süleyman’ın
huzuruna çıkarılmış ve Bahriye adlı kitabını
padişaha sunmuştur. Kitab-ı Bahriye’nin 1526
yazımına ilişkin resmi Şekil.9’da verilmiştir. Daha
sonra 1528’de ise, Kuzey Amerika Haritası’nı
tamamlayarak Kanuni Sultan Süleyman’a sunmuş ve
Kanuni tarafından beğenilerek saray kütüphanesine
konulmuştur (Şekil.10). |
|

ŞEKİL 10. Piri
Reis'in 1528 Tarihli Dünya Haritası
|
|
Piri
Reis için beklenmedik bir tesadüf olan Sadrazam
İbrahim Paşa ile tanışması, 1528 yılından sonra onun
için bir şansızlık ve onu hak etmediği bir trajik
sona götüren yolun da başlangıcı olmuştur. Çünkü,
Sadrazam Damat İbrahim Paşa, Kanuni ile olan dostluk
ve akrabalığını kullanarak, adeta “devlet içinde
devlet” idaresi ve hükümdar düzeyindeki olağanüstü
yetkileriyle, saraydaki rakiplerinin nefretini
kazanmış ve sonunda bu durum tahtına göz dikildiği
hissine kapılan Kanuni’yi de kızdırdığından, Hürrem
Sultan’ın da kışkırtmasıyla, 1536 yılında
sadrazamının ölümüne karar vermiştir. Ölümünün
ardından, çok sevilen sadrazamın yakın çevresinin ve
devlet içerisindeki yandaşlarının gazabından çekinen
Kanuni, sarayda ona yakın olan asker, sivil yönetici
herkesi etkisiz duruma getirmiştir. Bu arada Piri
Reis gibi, Sadrazam İbrahim’e yakın bilim ve sanat
adamları da kontrol ve takip altına alınarak ilk
fırsatta bir bahaneyle etkisiz hale
getirilmişlerdir. Zira, Kanuni bütün üstün
niteliklerine karşın, iktidarı söz konusu olduğunda,
kendi öz evladı Şehzade Mustafa’yı dahi gözlerinin
önünde acımadan boğdurtacak kadar zalim olabilen,
aslında duygusal bir padişahtır. Örneğin Kanuni,
oğlu Şehzade Mustafa’ya yazdığı mektubunda ;
“Bigünahım (günahsızım) deme bari, tevbe kıl
canım oğul”
diye hitabetmektedir.
Piri Reis “Bahriye” adlı kitabının başlangıcında,
koruması altına girdiği Sadrazam İbrahim Paşa’ya
olan saygı ve hayranlığını belirtirken, aslında
padişahın övülmesi satırlarının ve doğal olarak bu
satırlar arasındaki Peygamber’e yapılan övgüler
dışında, başka kişilere övgü yapıldığına pek
rastlanmamaktadır. Kitab-ı Bahriye’nin girişinde
şöyle der (Şekil.11);
|
|
 |
“...
Şimdi bu değersiz kuluna, sadrazamlık divanı ve
vezirlik makamının sahibi, devletin güneşi ve nur
sahibi, tanrı işlerini kolaylaştırsın, İbrahim
Paşa’dan saygı gösterilmesi kaçınılmaz bir sesleniş
geldi ve sözü edilen karalamaları beyaza (temize)
çekerek, bir kitap hazırlamam buyruldu...” |
|
ŞEKİL 11. Kitab-ı Bahri'nin Sadrazam İbrahim
Paşa'dan Söz eden Giriş Kısmı |
|
Bu
durum ise padişahın da dikkatini çekebilecek;
Piri’nin, Sadrazam İbrahim’e olan yakınlığını açık
olarak ifade eden satırlarına örnektir.
Piri’nin, “Bahriye” adlı eserinde Tuna Nehri’nin
kaynağı hakkında verdiği bilgilere dayanılarak,
Kanuni’nin 1521 yılında çıktığı Belgrad Seferi’nde,
Tuna Nehri yoluyla yapılan destek harekatına Piri
Reis’in de katıldığı tahmin edilmektedir. Piri
Reis’in amcası ile birlikte ve amcasının ölümünden
sonra Tunus ve Trablusgarb’a birçok kez gitmesine
rağmen, Atlas Okyanusu’na çıkıp çıkmadığı
bilinmemektedir. Ancak, Kemal ve Piri Reislerin
Kristof Kolomb’un Haritası’nı ele geçirmesi olayı,
Piri’nin Atlas Okyanusu doğu kıyılarına çıkmış
olabileceğinin bir işaretidir.
D.
Piri Reis’i ölüme götüren olaylar
Piri Reis’in yaşamının 1481 yılında denizlere
açılmasıyla başlayan denizcilik süreci, Kuzey
Amerika Haritası’nı çizip bitirdiği 1528 yılına
kadar uzanan 47 yıllık uzun ve onun en iyi
aydınlatılabilen kısmı olmasına karşın, 1528’den
1547 yılına kadar uzanan 19 yıllık dönemi ise,
karanlıkta kalan ve daha çok yorumlarla
aydınlatılabilen bölümüdür. Bu yıllar onun yalnız
yaşamı yönünden değil, çalışmaları yönünden de
belirsizliklerle doludur. 1526 yılından sonra Piri
Reis’den söz edilmediği gibi, bu konuda tarih
yazarları da suskundur. Piri’nin yaşamı, 1526 yılına
kadar olan dönemiyle incelenmiş, ardından ikinci
haritasını çizdiği 1528 yılından, birdenbire Hint
Kaptanlığı’na atandığı 1547 yılına geçilmiştir.
Piri, Hint Kaptanlığı’na atanmasıyla birlikte
kendini, Hint Okyanusu, Basra Körfezi, Hürmüz ve
Yemen kıyılarında Portekizlilerle vuku bulan
çatışmaların içerisinde bulmuştur (Şekil.12). Ege ve
Akdeniz’de akıncı leventlik yaptığı gençliğinden
uzun yıllar sonra tahminen 80 – 85 yaşlarındayken,
Piri Reis’e verilen bu zor ve tehlikeli görev
anlamlı olup, onu ölüme götüren olayları da
beraberinde getirmiştir.
|
|

ŞEKİL
12. Kızıldeniz, Umman Denizi ve Basra Körfezi
|
|
Piri
Reis Hint Kaptanlığı’na atandıktan hemen sonra, bu
bölgede en büyük tehditi oluşturan Portekizlilere
karşı, Osmanlı Süveyş Donanması’nı savaşa
hazırlamaya başlamıştır. Portekizliler, Vasko De
Gama’nın Ümit Burnu’nu keşfinden bir süre sonra,
ticari kaygılarla, Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Hint
Okyanusu’nu kontrol etmenin önemini anladığından, bu
bölgelerde egemenlik kurma uğraşındaydı. Bu nedenle
1502 yılında Vasko De Gama, Kızıldeniz ve Basra
Körfezi’ni Müslüman denizcilere kapamış olup 1545’li
yıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun Hint Okyanusu’nda
sahip olduğu yegane üssü Aden’di. Portekizlilerin de
yardımıyla, Araplar tarafından ele geçirilen Aden’in
geri alınması maksadıyla Piri Reis; Aden’e bir sefer
düzenlenmesi konusunda emir almış ve 29 Ekim 1547
tarihinde Süveyş’ten hareket ederek, 18 kasım
1548’de Aden’e gelmiştir. Şiddetli bir çatışmanın
ardından aden ele geçirilmiş, böylece Kızıldeniz
güvenlik altına alınarak, Portekizlilere büyük bir
darbe vurulmuş, Yemen kıyıları Portekizlilere
kapatılmıştır. Bu başarının üzerine Piri Reis,
Kanuni tarafından ödüllendirilmiştir.
1550 ve 1551 yıllarında, Portekizlilerin Basra
Körfezi’ndeki faaliyetleri artınca, Piri Reis Hürmüz
Seferi’yle görevlendirilmiştir. 30 gemilik filosuyla
23 Nisan 1552’de Süveyş’ten yola çıkan Amiral Piri
Reis, önce Umman Denizi’ne girerek 1506 yılından
beri Portekizlilerin elinde bulunan Maskat Kalesi’ni
almış ve takiben, Hürmüz Adası ve Kalesi’ni ele
geçirmek için ileri harekete geçmiştir. Piri,
Hürmüz’e giderken, karşılaştığı 70 parçalık Portekiz
Donanması ile savaşa tutuşmuş onları püskürtmesine
rağmen, kendi gemileri de hasar görmüştür. Hürmüz
dış kalesini almasına rağmen stratejik konumdaki iç
kaleyi ele geçirememiştir. Piri Reis, yelkenlilerden
müteşekkil Portekiz Donanması yardıma yetişmeden ve
ayrıca filonun bakım, onarım ve askerin dinlenmesi
maksadıyla Basra Körfezi’ne geri dönmüştür. Piri
Reis gemilerini Basra’da bırakarak, ganimet yüklü üç
kadırgasıyla Mısır’a yola çıkmış ve bunlardan biri
yolda batmıştır. Basra Valisi Kubat Paşa, Piri’nin
donanmasının onarım ve bakımına yardımcı olmadığı
gibi, kürekçilerin disiplinsizliğini gerekçe
göstererek onu Basra’yı terke zorlamıştır. Ayrıca
Piri Reis, Kubat Paşa tarafından sadrazama şikayet
edilmiş ve Piri, Mısır’a varır varmaz tutuklanmış,
Kanuni’nin buyruğu hükmünce 1554 yılında boynu
vurularak öldürülmüştür.
Sonuçlar
Yaşamına ilişkin yeterli bilgi ve belge bulunamayan
Piri Reis, tahminen 1465 – 1554 yılları arasında
yaşamış, çağının ünlü bir denizcisi, haritacısı ve
coğrafyacısıdır. En büyük tutkusu denizcilik ve
haritacılık olan Piri Reis’in yaşamı incelendiğinde;
onun aynı zamanda iyi bir gözlemci ve araştırmacı
kişiliği ile çağının iyi bir bilim adamı olduğu
anlaşılır.
Piri Reis, ona öğretmenlik, komutanlık yapan amcası
Kemal Reis’in yanında gemi komutanı olarak Ege
Denizi ve Akdeniz’de uzun süre akıncı deniz
leventliği yapmıştır. Kemal Reis’in ölümünden sonra
da gemi komutanı ve filo komutanı olarak akdeniz ve
Ege Denizi’nde levent gezmiş olan Piri Reis,
araştırmalar yapmış gezip gördüğü koy, körfez ve
adalar hakkında bilgiler derlemiştir. Daha sonra
derlediği bu bilgileri, çeşitli haritaları ve bu
arada Kristof Kolomb’un bir haritasını da
kullanarak, 1513 tarihli ünlü Dünya Haritası’nı
hazırlamıştır. Bu haritayı 1517 yılında Mısır’da,
Yavuz Sultan Selim’e sunmuş ve padişahın takdirini
kazanmıştır.
Piri Reis, amcasının ölümünden sonra tekrar döndüğü
memleketi Gelibolu’da daha önceki sefer ve
araştırmalarında topladığı bilgi ve belgeleri
kullanarak Sadrazam İbrahim Paşa’nın tavsiye ve
desteğiyle 1526 yılında ünlü “Bahriye” adlı eserini,
1528 de ise Kuzey Amerika Haritası’nı tamamlayarak
Kanuni Sultan Süleyman’a sunmuştur.
Piri Reis genellikle, 1513 tarihli Dünya Haritası ve
sırasıyla Bahriye adlı eseri ve 1528 tarihli Kuzey
Amerika Haritası ile tanınmasına rağmen, Hint
Kaptanlığı süresince 80’in üzerinde olduğu tahmin
edilen yaşına rağmen, Basra, Umman ve Hürmüz’de
başarılı hizmetler vermiştir. Özellikle, Kızıldeniz
ve Hint Okyanusu’nda hakimiyet kuran Portekizlilerin
üstünlüğünü kırmak için filosuyla Aden’e bir sefer
düzenleyerek, Aden’i tekrar Osmanlı topraklarına
katmıştır. Piri’nin bu zaferi onun, denizcilik
hayatındaki en büyük başarısıdır. Sonuçta Piri Reis;
zamanının haritacılık, navigasyon üstadı, bilimsel
ve araştırmacı yönünün yanında denizcilik yönü ile
de başarılar kazanmış bir Türk Amiralidir.
Ölümünün 450. yıldönümünde şükran ve minnetle
andığımız Türk denizcilik tarihinin ünlü Amirali
Piri Reis, zamanın Osmanlı Devleti’nin içerisinde
süregelen iktidar mücadelelerinin kurbanı olmuştur.
Donanma Komutanlığı’nın koordinesinde Gölcük
Bölgesi’nde icra edilen liselerarası kompozisyon
yarışmasını kazanan lise öğrencisi Gözde
SESİGÜZEL’in kompozisyonunda da ifade ettiği gibi ;
“...şimdi uğruna savaşılan o denizlerin
derinliklerinde, yosunların süslediği, görmesini
bilen gözlerde bir kişinin imzası var. İşte o imza
sana ait Piri Reis, sana !”
Aynı yarışmanın üçüncüsü Gizem Merve KABOĞLU ise
Piri Reis’le ilgili gerçekleri iki cümlede özetlemiş
;
“...böyledir bu dünya ne yazık ki, yaşarken yanı
başımızdaki dehaların farkında bile olmaz ve onlara
gereken önemi vermezken, onların değerini ancak
kaybettikten sonra anlayabiliyoruz...ama sen hiç
üzülme, rahat uyu, yaşarken bilinmeyen değerini ve
tanıyamadığımız seni, torunların olarak sevgi ve
saygıyla anıyoruz.”
Duygularınızı paylaşıyoruz çocuklar, ruhun şad olsun
Piri Reis !
YARARLANILAN KAYNAKLAR
1. CERABREGU, M. Scientific Benefits From Piri
Reis’s Kitab-ı Bahriye And It’s Position In The
Histrory of Cartography. Kongreye Sunulan
Bildiriler, III.Cilt. XI. Türk Tarih Kongresi
S.1105-1125, 5-9 Eylül 1990.
2. İNAN, Afet. Piri Reis’in Hayatı ve Eserleri, Piri
Reis’in Amerika Haritası (1513-1528),1954.
3. İRDESEL, Mehmet. Gelibolulu Piri Reis’in Hayatı
Ve Eserleri. İstanbul, 1975.
4. ÜLKEKUL, Cevat, (E) Tümgeneral. XVI. Yüzyılın
Denizci Bir Bilim Adamı (Hayatı ve Eserleriyle Piri
Reis) (baskıda) 2004.
5. ŞENGÖR, A.M. Celal. Piri Reis Haritasına Yeniden
Bir Bakış : Masal ve Gerçek, Cumhuriyet Bilim Teknik
Sayı : 486, 13 Temmuz 1996.
6. SOUCEK, Svat. ‘’ Piri Reis And Turkish Map Making
After Colombus. ‘’, 1995.
|
|