Piri Reis’i ölüme götüren olaylar

Piri Reis’in yaşamının 1481 yılında denizlere açılmasıyla başlayan denizcilik süreci, Kuzey Amerika Haritası’nı çizip bitirdiği 1528 yılına kadar uzanan 47 yıllık uzun ve onun en iyi aydınlatılabilen kısmı olmasına karşın, 1528’den 1547 yılına kadar uzanan 19 yıllık dönemi ise, karanlıkta kalan ve daha çok yorumlarla aydınlatılabilen bölümüdür. Bu yıllar onun yalnız yaşamı yönünden değil, çalışmaları yönünden de belirsizliklerle doludur. 1526 yılından sonra Piri Reis’den söz edilmediği gibi, bu konuda tarih yazarları da suskundur. Piri’nin yaşamı, 1526 yılına kadar olan dönemiyle incelenmiş, ardından ikinci haritasını çizdiği 1528 yılından, birdenbire Hint Kaptanlığı’na atandığı 1547 yılına geçilmiştir.

Piri, Hint Kaptanlığı’na atanmasıyla birlikte kendini, Hint Okyanusu, Basra Körfezi, Hürmüz ve Yemen kıyılarında Portekizlilerle vuku bulan çatışmaların içerisinde bulmuştur (Şekil.12). Ege ve Akdeniz’de akıncı leventlik yaptığı gençliğinden uzun yıllar sonra tahminen 80 – 85 yaşlarındayken, Piri Reis’e verilen bu zor ve tehlikeli görev anlamlı olup, onu ölüme götüren olayları da beraberinde getirmiştir.
 

 

Piri Reis Hint Kaptanlığı’na atandıktan hemen sonra, bu bölgede en büyük tehditi oluşturan Portekizlilere karşı, Osmanlı Süveyş Donanması’nı savaşa hazırlamaya başlamıştır. Portekizliler, Vasko De Gama’nın Ümit Burnu’nu keşfinden bir süre sonra, ticari kaygılarla, Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Hint Okyanusu’nu kontrol etmenin önemini anladığından, bu bölgelerde egemenlik kurma uğraşındaydı. Bu nedenle 1502 yılında Vasko De Gama, Kızıldeniz ve Basra Körfezi’ni Müslüman denizcilere kapamış olup 1545’li yıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun Hint Okyanusu’nda sahip olduğu yegane üssü Aden’di. Portekizlilerin de yardımıyla, Araplar tarafından ele geçirilen Aden’in geri alınması maksadıyla Piri Reis; Aden’e bir sefer düzenlenmesi konusunda emir almış ve 29 Ekim 1547 tarihinde Süveyş’ten hareket ederek, 18 kasım 1548’de Aden’e gelmiştir. Şiddetli bir çatışmanın ardından aden ele geçirilmiş, böylece Kızıldeniz güvenlik altına alınarak, Portekizlilere büyük bir darbe vurulmuş, Yemen kıyıları Portekizlilere kapatılmıştır. Bu başarının üzerine Piri Reis, Kanuni tarafından ödüllendirilmiştir.

1550 ve 1551 yıllarında, Portekizlilerin Basra Körfezi’ndeki faaliyetleri artınca, Piri Reis Hürmüz Seferi’yle görevlendirilmiştir. 30 gemilik filosuyla 23 Nisan 1552’de Süveyş’ten yola çıkan Amiral Piri Reis, önce Umman Denizi’ne girerek 1506 yılından beri Portekizlilerin elinde bulunan Maskat Kalesi’ni almış ve takiben, Hürmüz Adası ve Kalesi’ni ele geçirmek için ileri harekete geçmiştir. Piri, Hürmüz’e giderken, karşılaştığı 70 parçalık Portekiz Donanması ile savaşa tutuşmuş onları püskürtmesine rağmen, kendi gemileri de hasar görmüştür. Hürmüz dış kalesini almasına rağmen stratejik konumdaki iç kaleyi ele geçirememiştir. Piri Reis, yelkenlilerden müteşekkil Portekiz Donanması yardıma yetişmeden ve ayrıca filonun bakım, onarım ve askerin dinlenmesi maksadıyla Basra Körfezi’ne geri dönmüştür. Piri Reis gemilerini Basra’da bırakarak, ganimet yüklü üç kadırgasıyla Mısır’a yola çıkmış ve bunlardan biri yolda batmıştır. Basra Valisi Kubat Paşa, Piri’nin donanmasının onarım ve bakımına yardımcı olmadığı gibi, kürekçilerin disiplinsizliğini gerekçe göstererek onu Basra’yı terke zorlamıştır. Ayrıca Piri Reis, Kubat Paşa tarafından sadrazama şikayet edilmiş ve Piri, Mısır’a varır varmaz tutuklanmış, Kanuni’nin buyruğu hükmünce 1554 yılında boynu vurularak öldürülmüştür.


Sonuçlar

Yaşamına ilişkin yeterli bilgi ve belge bulunamayan Piri Reis, tahminen 1465 – 1554 yılları arasında yaşamış, çağının ünlü bir denizcisi, haritacısı ve coğrafyacısıdır. En büyük tutkusu denizcilik ve haritacılık olan Piri Reis’in yaşamı incelendiğinde; onun aynı zamanda iyi bir gözlemci ve araştırmacı kişiliği ile çağının iyi bir bilim adamı olduğu anlaşılır.

Piri Reis, ona öğretmenlik, komutanlık yapan amcası Kemal Reis’in yanında gemi komutanı olarak Ege Denizi ve Akdeniz’de uzun süre akıncı deniz leventliği yapmıştır. Kemal Reis’in ölümünden sonra da gemi komutanı ve filo komutanı olarak akdeniz ve Ege Denizi’nde levent gezmiş olan Piri Reis, araştırmalar yapmış gezip gördüğü koy, körfez ve adalar hakkında bilgiler derlemiştir. Daha sonra derlediği bu bilgileri, çeşitli haritaları ve bu arada Kristof Kolomb’un bir haritasını da kullanarak, 1513 tarihli ünlü Dünya Haritası’nı hazırlamıştır. Bu haritayı 1517 yılında Mısır’da, Yavuz Sultan Selim’e sunmuş ve padişahın takdirini kazanmıştır.

Piri Reis, amcasının ölümünden sonra tekrar döndüğü memleketi Gelibolu’da daha önceki sefer ve araştırmalarında topladığı bilgi ve belgeleri kullanarak Sadrazam İbrahim Paşa’nın tavsiye ve desteğiyle 1526 yılında ünlü “Bahriye” adlı eserini, 1528 de ise Kuzey Amerika Haritası’nı tamamlayarak Kanuni Sultan Süleyman’a sunmuştur.

Piri Reis genellikle, 1513 tarihli Dünya Haritası ve sırasıyla Bahriye adlı eseri ve 1528 tarihli Kuzey Amerika Haritası ile tanınmasına rağmen, Hint Kaptanlığı süresince 80’in üzerinde olduğu tahmin edilen yaşına rağmen, Basra, Umman ve Hürmüz’de başarılı hizmetler vermiştir. Özellikle, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’nda hakimiyet kuran Portekizlilerin üstünlüğünü kırmak için filosuyla Aden’e bir sefer düzenleyerek, Aden’i tekrar Osmanlı topraklarına katmıştır. Piri’nin bu zaferi onun, denizcilik hayatındaki en büyük başarısıdır. Sonuçta Piri Reis; zamanının haritacılık, navigasyon üstadı, bilimsel ve araştırmacı yönünün yanında denizcilik yönü ile de başarılar kazanmış bir Türk Amiralidir.

Ölümünün 450. yıldönümünde şükran ve minnetle andığımız Türk denizcilik tarihinin ünlü Amirali Piri Reis, zamanın Osmanlı Devleti’nin içerisinde süregelen iktidar mücadelelerinin kurbanı olmuştur.

Donanma Komutanlığı’nın koordinesinde Gölcük Bölgesi’nde icra edilen liselerarası kompozisyon yarışmasını kazanan lise öğrencisi Gözde SESİGÜZEL’in kompozisyonunda da ifade ettiği gibi ;

“...şimdi uğruna savaşılan o denizlerin derinliklerinde, yosunların süslediği, görmesini bilen gözlerde bir kişinin imzası var. İşte o imza sana ait Piri Reis, sana !”

Aynı yarışmanın üçüncüsü Gizem Merve KABOĞLU ise Piri Reis’le ilgili gerçekleri iki cümlede özetlemiş ;

“...böyledir bu dünya ne yazık ki, yaşarken yanı başımızdaki dehaların farkında bile olmaz ve onlara gereken önemi vermezken, onların değerini ancak kaybettikten sonra anlayabiliyoruz...ama sen hiç üzülme, rahat uyu, yaşarken bilinmeyen değerini ve tanıyamadığımız seni, torunların olarak sevgi ve saygıyla anıyoruz.”

Duygularınızı paylaşıyoruz çocuklar, ruhun şad olsun Piri Reis !

YARARLANILAN KAYNAKLAR

1. CERABREGU, M. Scientific Benefits From Piri Reis’s Kitab-ı Bahriye And It’s Position In The Histrory of Cartography. Kongreye Sunulan Bildiriler, III.Cilt. XI. Türk Tarih Kongresi S.1105-1125, 5-9 Eylül 1990.

2. İNAN, Afet. Piri Reis’in Hayatı ve Eserleri, Piri Reis’in Amerika Haritası (1513-1528),1954.

3. İRDESEL, Mehmet. Gelibolulu Piri Reis’in Hayatı Ve Eserleri. İstanbul, 1975.

4. ÜLKEKUL, Cevat, (E) Tümgeneral. XVI. Yüzyılın Denizci Bir Bilim Adamı (Hayatı ve Eserleriyle Piri Reis) (baskıda) 2004.

5. ŞENGÖR, A.M. Celal. Piri Reis Haritasına Yeniden Bir Bakış : Masal ve Gerçek, Cumhuriyet Bilim Teknik Sayı : 486, 13 Temmuz 1996.

6. SOUCEK, Svat. ‘’ Piri Reis And Turkish Map Making After Colombus. ‘’, 1995

 

 

   

Tüm Hakları T.C.Gelibolu Kaymakamlığı'na aittir
designed and hosted by Mesut TOP - www.geltag.com
Güncelleme: İsmail GÜRLEN