
|
|
Gazi Süleyman Paşa Türbesi
 |
|
|
Bolayır'da, Saros körfezine hakim bir tepe üzerinde yer
almaktadır. Gazi Süleyman Paşa'nın genç yaşta bir av
sırasında atından düşerek hayatını kaybetmesinden sonra,
yine kendisinin vasiyetiyle bu noktada bir türbe
yaptırılmış ve buraya defnedilmiştir.
1880 senelerinde eski bir resimde görülen binalardan, yalnız
minarenin arkasındaki asıl türbe mevcuttur. Ne minare, ne
çatılı kısım, ne ön ihata duvarı, ne soldaki odalar vardır.
Çatılı bina, evkaf kayıtlarında Süleyman Paşa Cami’inden
başkaca gösterilen ilave mesciddir. Yalnız türbe, suni bir
kaftan gibi boya ile yeniden giydirilen tuğla taş taklidi
cephesiyle görünmektedir. Halbuki eski fotoğrafında bu takma
cepheye ait bir iz yoktur. Türbenin gövdesi oldukça yüksek ve
murabba şeklindedir. Duvarlar bu ebat için kalıncadır. Gövde
üstüne düz köşelikli bir kasnak yapılmış ve buna dahilen sekiz
köşe bir sivri külah yerleştirildiği halde haricen kubbe
gösterilmiştir. Türbenin şark ve garbında karşılıklı iki kapı
ve yanlarda iki pencere vardır.
Kasnakta da dört pencere bulunmakta ise de bunlar eski resimde
görülemiyor. Sonradan mı açıldı; bilinmemektedir.
Kasnağın köşelerinde de pencere yerine hücreler açılmıştır.
Cepheler taklit sıva ile yapıldığı gibi,içeride de iki büyük
kaval ve bir düz’asabadan mürekkeb, kat silmesi halinde
kocaman bir kuşak geçirilmiş, her taraf yepyeni sıvanmıştır.
Kabir 30cm bir seki üstündedir ve ince levha mermerlerle
yapılmıştır. Temizdir,o kadar asla ruhaniyeti yoktur.
Süleyman Paşa’nın kendisiyle beraber ölen atının da ayağının
ucunda yatmakta olduğu konulan bir levha ile bildirilmektedir.
Ne dereceye kadar doğrudur? Tahkiki müşküldür. Kabirlerin
etrafında dökme pirinç parmaklıklar vardır. Pencere söveleri
mermerdir ve sadece dışa, alışılmamış bir üslup da konmuştur. |
Türbenin döşemesi de ince mermerdendir. Bu
türbeden Süleyman Paşa’nın sırmalı kavuğu Türk ve İslam
Eserleri Müzesine nakledilmiş ve oradan da Topkapı Müzesine
devredilmiştir.
Namık Kemal’in kabri türbenin haricindedir. Türbeyi şarktaki
kapı cihetinden göstermektedir.
Şoseden türbeye giden yolu ve üstündeki kuru çeşmeyi gösterir.
Bu resimdeki resimle aynı zaviyeden biraz daha uzaktan
alınmıştır. Ağaçlar o kadar büyümüştür ki binayı görmek kabil
olamamaktadır. Türbenin eteğine dayanmış 80x55 ebadındaki
mermer kitabe eski bir tamir tarihini göstermektedir. İki
satır üstüne yazılan manzum kıta şudur
Hesaplanınca 956(1549) çıkıyor. Bu senelerde Vali-i Milk-i
Vilayet olan Osmanlı serveri, yani Şehzadesi Kanuni’nin oğlu
Mustafa-yı Cedid’dir.O tarih de Bursa’da Vali idi.Irakeyn
seferinde babasıyle buluşmak üzere hareket etmiş ve Karaman’da
şehit edilmiştir. Kıta’yı yazan Taşlıcalı Yahya Bey olup
Şehzade Mustafa’nın mensubu idi ve şehadeti üzerine, gönülden
gönüle akan meşhur mersiyeyi yazmıştır.
Gazi Süleyman Paşa'nın vefatından sonra yapıldığı düşünülürse,
Bu yapı Avrupa kıtasındaki en eski Osmanlı eserlerinden
birisidir.
Türbeye son restorasyon 2001 yılında yapılmıştır.
Kaynak: Ekrem Hakkı AYVERDİ, Osmanlı Mimarisinin İlk
Devri – İstanbul 1966 |
|
|
|